Neden Şiirle Başladık

  • Fuat Duymaz Tarafından Fuat Duymaz
  • Nisan 18, 2020
  • 0
  • 148 Görüntülenme
Neden Şiirle Başladık
Bu Haberi Paylaş

Neden Şiirle Başladık

Öncelikle, beni bu siteyle iletişime geçmemi sağlayan Face arkadaşım Sayın Meltem Karakoyun’a ve ilk andan itibaren büyük emek harcayarak siz değerli dostlarla buluşturan Sayın Selçuk Softa’ya teşekkür ediyorum.

    Başlıktaki sorunun yanıtını ise, Bağımsızlık Sevdası adlı şiir kitabımızın 5.Baskısı için yazdığımız önsözü paylaşarak vermeye çalışalım.

     Şiir Daha Çok, Hayatın Hüzün Yanıdır

    Şiir nedir? sorusuna verilen yanıt aşağı yukarı aynıdır. Az sözle çok şey söyleme sanatı.

    Ancak şiiri diğer sanat dallarından ayıran bir özelliği vardır ve o da hayatın hüznünü yansıtmasıdır. Diğer sanat dallarından romanın, öykünün, tiyatronun gülmecesi vardır ve diğer türlerden daha fazla beğeni toplayabilmektedir. Aziz Nesin, Muzaffer İzgü’nün gülmece roman ve öyküleri en belirgin örnekler.

    Ancak şiirin gülmecesi yok denecek kadar azdır. Çünkü şiir hayatın hüzün yanını yansıtır. Elbette düşünce öğesi de taşımakla birlikte, şiirin ağırlığı duygudur. Duygu yüklenmemiş şiir, özü ve kokusu olmayan yapma çiçek gibidir. Ve nasıl ki bal özü arayan arı, yapma bir çiçeğe konmuyorsa, konsa bile aradığını bulamıyorsa, insanın da duygusuz şiirde kendini bulması oldukça zordur.

    Bu bağlamda şair için gerçek çiçek de, doğadaki bir bitkiden ibaret değildir.

    Çiçek bazen, darağacındayken, başına yağmur gibi taşlar yağan Pir Sultan’ın, ‘İlle dostun bir tek gülü yaralar beni’ diye tanımladığı, dostun gönlünden kopan bir top alevdir.

    Veysel’in gönül gözünde çiçek, ‘Lale der ki Behey Tanrı / Benim boynum neden eğri?’ diyerek ağlayan bir çocuktur.

    Yunus’un dünyasında çiçek, ‘Sordum sarı çiçeğe / Annen baban var mıdır?’ sorusunu sorduğu, yoksa koruyup kollamaya alacağı sarı saçlı bir insandır.

    Onun için şairin görevi, düşünceden tamamen uzaklaşmadan, şiire duygu yükleyerek hayatın hüznünü yansıtmaktır. Çünkü bir toplumun huzurlu olabilmesinin en başta gelen koşulu, bireylerin, hayatın duygu ve hüzün yanını özümsemesidir. Hüznü ve duyguyu bilmeyen bir insanın, sevinmenin ve üzülmenin ne olduğunu anlaması olası değildir. Açmak gerekirse, hayatın hüznünü bilmeyen insan, üzülmeyi sadece ağlamak, mutluluğu ise, tıka basa yemek içmek ve vur patlasın çal oynasın tepinmek zanneder.

    Oysa şairlik, sözcüklerle oynayıp kokusuz çiçekler yapmak değil, hayatın düşünce, hüzün ve duygu yanını yansıtarak, dünyadaki mutluluğun, gerektiğinde adını unutan çaresiz bir çocuğun adını anımsatarak gözyaşını dindirebilmek olduğunu anlamaya ve anlatmaya çalışmaktır. Yani şairin görevi sadece şiir yazmak değil, kendini aşarak, her insanın içindeki o masum çocuğun ölmemesi için çaba harcamaktır.   

    Çünkü şiirin kaybolduğu bir dünyada, insani değerleri aramak boşunadır.

    Sevgi ve saygılarımla…                             

                                                                                          Fuat DUYMAZ

                                                                                  Şair–Yazar

Fuat Duymaz

Fuat Duymaz

Araştırmacı Şair Yazar
Balcalı Hastanesi'de çalışıyor
Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu'da İ.İ.T.İ.A. Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu okudu

Tüm Mesajları Görüntüle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir